Boşanma Davası Sürerken Eşlerin Birlikte Yaşamaya Devam Etmesi Halinde Dava Reddedilir Mi?
- Av.Tuğba Ç. Çakırkaptan
- 7 Eki 2021
- 1 dakikada okunur
Türk Medeni Kanunu’n 166/1. maddesi uyarınca boşanmaya karar verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olması gerekir. Eşlerin boşanma davası devam ederken birlikte yaşamaya devam etmeleri evlilik birliğinin temelinden sarsılmadığını ortak hayatın sürdürülmesinin fiilen mümkün olduğunu gösterir.
Eşler boşanma davası devam ederken birbirini affettiklerini beyan edebilir ya da buna yönelik davranışlarda bulunabilirler. Bu durumda ise açılmış ve devam etmekte olan boşanma davasının reddine karar verilir.
Boşanma davasından sonra eşler bir araya gelip barışmış, evlilik birliğini devam ettirme iradesiyle birlikte yaşamaya başlamışlarsa önceki boşanma davası nedenlerine dayanılarak boşanmaya karar verilemez. Ancak barışıp bir araya geldikten sonraki nedenlere dayanılıyorsa boşanmaya karar verilebilmesi için bu olguların ayrıca ispatlanması gerekir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açma nedenlerinin üzerinden uzun bir süre geçmişse açılan boşanma davası reddedilir. Söz konusu nedenlere rağmen evlilik birliği sürdüğü ve eşler birlikte yaşamaya devam ettikleri için evlilik birliğinin sarsılmamış olduğu kabul edilmektedir.
Zina nedeniyle boşanma davasında ise zina fiilinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Yine Türk Medeni Kanunu’nun 161 ve 162. maddelerinde bahsedildiği üzere zina ve hayata kast nedenleriyle altı ay ve beş yıllık sürelerin geçmesiyle boşanma davası açma hakkı düşeceği gibi yazılı ya da sözlü beyan ile affetme ya da Yargıtay kararları ışığında af niteliğindeki davranışlarda bulunma ile de düşmektedir.


Yorumlar